JNBS
Üsküdar Üniversitesi

ARTICLES

Review Article

Assesment of Pain Symptoms in Terms of Culture

Turkish Title : Kültürel Açıdan Ağrı Semptomlarının Ele Alınışı

Sinem Gönenli Toker,Burcu Göksan Yavuz,Oğuz K. Karamustafalıoğlu
JNBS, 2016, 3(1), p:13-16

DOI : 10.5455/JNBS.1443509530

The common feature of somatoform disorders is the presence of somatic symptoms that cannot be explained by a general medical condition. Pain disorder is also among the somatoform disorders. 
Pain is defined as an unpleasant sensation occuring as a consequence of a disease, injury or an organic pathology. Breuer and Freud, in their studies on hysteria, suggested that pain could be a manifestation of a psychological problem. The lifetime prevalence is not precisely known. In the Turkish mental health study 12 month incidence of pain disorder is found to be % 11.3 among women , % 4.8 among men and % 8.4 in the general population. The cultural diversity of the mental illnesses particularly somatic symptoms is noticed. Traditions and belief systems influence the formation, presentation and the managemant of dissociative and somatoform symptoms. Types of somatic symptoms differ across the cultures. Higher rates of somatic complaints are found in South America, Asia, particularly in developing countries.
The seperation between physical and emotional experience occurs precisely in Western countires. Thus somatic symptoms are rarely seen in Western culture.

Ağrı, hastalık, bedensel yaralanma veya organik bozukluğa bağlı rahatsızlık verici bir duygu olarak tanımlanır. Bu gözden geçirmede ağrı semptomlarının ortaya çıkışı ve seyrinde kültürel faktörlerin etkileri incelenmiştir. Yöntem: Ağrı ve diğer somatik semptomların farklı kültürlerdeki görünümleri irdelenmiştir. Bulgular ve sonuç: Psikiyatrik hastalıklarda özellikle somatik semptomların kültüre özgü çeşitliliği dikkat çekmektedir. Gelenekler ve inanç sistemleri, disosiatif ve somatoform semptomların oluşması, ortaya konması ve bunlarla başa çıkılmasını büyük oranda etkiler. Somatik hastalardaki semptom tipi kültüre göre değişmektedir. Güney Amerika ve Asya’da, özellikle gelişmekte olan ülkelerde somatik yakınmaların sıklığı daha yüksek oranda bulunmuştur. Batı kültüründe fiziksel ve duygusal deneyimler daha kesin olarak birbirinden ayrılır. Bu sebeple somatik şikayetler
batı toplumlarında daha az görülüyor olabilir. 


Review Article

Neuroprotective Benefits of Atorvastatin in Dementia and Stroke

Turkish Title : Atorvastatin’in Demans Ve Felç Durumlarında Sinir Koruyucu Yararları

Pushpa Natarajan,Sampath Kumar,Sinu Sahl,Vijaya Anand
JNBS, 2016, 3(1), p:17-19

DOI : 10.5455/JNBS.1452575043

Dementia and stroke are the major health problem often occurs in older individuals aged 65 or more. There are many studies confirm that cholesterol might be involved in the pathogenesis of dementia and stroke. Atorvastatin, broadly used to lower cholesterol in coronary heart disease, are viable medications in decreasing the danger of dementia and stroke. Use of atorvastatin for prolonged period seems to be effective for the prevention of dementia and stroke. The objective of this review is to focuses the pharmacological benefit of atorvastatin in dementia and stroke.

Demans ve felç 65 ya da daha yaşlı bireylerde sıkça görülen büyük bir sağlık problemidir. Kolesterolün demans ve felç patojeninizde yer aldığını doğrulayan pek çok çalışma vardır. Genel olarak koroner kalp hastalığında kolesterolü düşürmek için kullanılan Atorvastatin demans ve felç tehlikesini azaltmada uygulanabilir bir tedavidir. Atrovastatin’in uzun süreli kullanımının demans ve felci önlemede etkili olduğu görünmektedir. Bu çalışmanın amacı demans ve felç durumlarında atorvastatinin farmakolojik yararına odaklanmaktır.


Review Article

Gene Therapy and Gene Delivery to the Brain Using Viral Vectors

Turkish Title : Gen Terapisi Ve Viral Vektörlerin Kullanımı İle Beyne Gen Nakli

Can Akpınaroğlu,Gökben Hızlı Sayar
JNBS, 2016, 3(1), p:20-24

DOI : 10.5455/JNBS.1452923860

Treating monogenic disorders via gene therapy although still considered experimental by some, has becoming a more accepted method lately especially in these last 10 years with a number of recent clinical successes. Genetic modifications are becoming easier to perform with the progressing technology and discovery of new techniques such as the Clustered regularly interspaced short palindromic repeats (CRISPR)-CRISPR associated protein 9 (Cas9) methods which can modify DNA with great ease and accuracy. Gene therapy is a powerful technique with huge potential to treat psychiatric and neurodegenerative disorders including Alzheimer’s and Parkinson’s disease. Gene therapy is simple in principle, which is corrective genetic material is sent into cells and the disease is cured by ending the problem at its source. Viral and non-viral vectors which are used for the delivery of the desired genes to the targeted cells are briefly listed and explained. Unlike viral vectors non-viral vectors don’t cause an immune response but their pretty low transfer rate makes them rather less interesting for research. Viral vectors of adenoviruses, adeno-associated viruses, retroviruses with its subclass of lentiviruses and herpes viruses are compared with their advantages and disadvantages related to usage in brain and CNS treatment of our topic. Neurotrophic factors (NTFs) have important roles in brain and nervous tissue. Delivering NTFs via viral vectors for treating neurodegenerative diseases is a promising approach. Providing information about principles, methods, hurdles and clinical applications of gene therapy with its historic background to present it with its all basic details and therapeutic effects it can provide to problems related to brain are aimed in this writing.

Tek bir gene bağlı hastalıkların gen terapisi ile tedavisi hala bir kısım tarafından deneysel olarak nitelendirilse de özellikle bu son 10 yıldaki en son klinik başarılar ile gittikçe daha fazla kabul gören bir yöntem haline gelmektedir. DNA’yı harika bir kolaylıkla ve hassasiyetle modifiye edebildiğimiz clustered regularly interspaced short palindromic repeats (CRISPR)-CRISPR associated protein 9 (Cas9) metodu gibi yeni tekniklerin keşfi ve ilerleyen teknoloji ile genetik modifikasyonları uygulamak daha kolay bir hale gelmektedir. Gen terapisi psikiyatrik ve Alzheimer ya da Parkinson hastalığı gibi nörodejeneratif rahatsızlıkları tedavi edebilecek güçlü ve büyük bir potansiyeli olan bir yöntemdir. İyileştirecek olacak genetik malzemenin doğrudan hücrelere yollanması ve rahatsızlığın direkt olarak kaynağından çözümlenmesi, gen terapisinin basit prensipidir. İstenilen genlerin hedef
hücrelere taşınması için kullanılan viral ve viral olmayan vektörler listelenmiş ve kısaca açıklanmışlardır. Viral vektörlerin aksine viral olmayan vektörler bağışıklık sistemini tetiklemezler fakat düşük transfer seviyeleri onları araştırmalar için daha az ilgi çekici yapmaktadır. Adenovirüsler, adeno ilişkili virüsler, alt kategorileri olan lentivirüslerle birlikte retrovirüsler ve herpes virüsleri konumuz olan, beyinde ve merkezi sinir sisteminde tedavi amaçlı kullanımlarına ilişkin avantajları ve dezavantajları ile karşılaştırılmıştır. Nörotrofik faktörlerin beyinde ve sinir dokusunda önemli rolleri vardır. Nörodejeneratif rahatsızlıkları tedavi etmek için nörotrofik faktörleri viral vektörler kullanarak iletmek, umut vadeden bir yaklaşım yoludur. Bu yazıda, bütün temel ayrıntıları ve beyine dair sunabileceği tedavi edici etkileri ile tarihsel arkaplanı da dahil edilerek gen terapisinin prensipleri, metodları, zorlukları ve klinik uygulamaları hakkında bilgi vermek amaçlanmıştır.


Review Article

Resection of Deep Brain Stem Lesions: Evolution of Modern Surgical Techniques

Turkish Title : Derin Beyin Sapı Lezyonunun Çıkarılması: Modern Ameliyet Tekniklerinin Gelişimi

Salman Abbasi Fard,Nimer Adeeb,Mona Rezaei,Babak Kateb,Martin M. Mortazavi
JNBS, 2016, 3(1), p:29-31

DOI : 10.5455/JNBS.1449860617

Deep brain stem lesions have previously been considered unresectable. With the development of tailored skull base approaches, detailed knowledge of topographical anatomy, utilization of intra-operative mapping, identification of safe entry zones, extensive arachnoid dissection, cautious handling of neurovascular structures, modern surgical techniques with minimal compression of brain stem and retractor-less surgery, the resection of these previously unresectable lesions, has become possible. Herewithin, an overall review is provided and illustrative cases are presented with detailed discussion of the technical perspective of each approach and resection.

Derin beyin sapı lezyonlarının daha önceden cerrahi müdahaleyle çıkartılmasının mümkün olmadığı düşünülüyordu. Kişiye göre özelleştirilmiş kafa iskeleti yaklaşımlarının gelişimiyle, detaylı topografik anotomi bilgisiyle, intraoperatif haritalamanın kullanılmasıyla, güvenli giriş alanlarının belirlenmesiyle, gelişmiş araknoid teşhisiyle, nörovasküler yapıların dikkatli müdahalesiyle, minimal beyin sapı kompresyonu ve daha az rektartör kullanılan ameliyatlarda kullanılan modern cerrahi tekniklerle birlikte, daha önceden cerrahi müdahale ile çıkartılması mümkün olmayan lezyonların çıkartılması mümkün hale gelmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada genel bir bakış ele alınmış ve her yaklaşımın ve müdahalenin teknik perspektifi detaylı bir şekilde ele alınarak örnekleyen vakalar ortaya konulmuştur.


ISSN (Print) 2149-1909
ISSN (Online) 2148-4325

2020 Ağustos ayından itibaren yalnızca İngilizce yayın kabul edilmektedir.