Years
2019
Categories
Authors
- Ali Kustepe (1)
- Ava Şirin Tav (3)
- Aysun Kalenderoglu (1)
- Bandr Mzahim (1)
- Belkis Atasever Arslan (2)
- Belkıs Atasever Arslan (1)
- Engin Sert (1)
- Esra Kaya-Bozkurt (1)
- Eyad al Nemer (1)
- Eylem Özten (1)
- Fatih Dağdelen (1)
- Fatıma Ceren Tuncel (1)
- Habib Erensoy (2)
- Hanife Yılmaz (1)
- Hanife Yılmaz Çengel (2)
- Hilal Doğangüneş (1)
- Loprinzi Paul D. (2)
- Mehmet Bertan Yılmaz (1)
- Mehmet Hamdi Orum (1)
- Murat Eren Özen (1)
- Mustafa Celik (1)
- Oğuz Tan (1)
- Paul D. Loprinzi (1)
- Pınar Çetinay Aydın (1)
- Sevilay Kunt (1)
- Sharafaldeen Bin Nafisah (1)
- Sukru Uguz (1)
- Tillman Brianna (1)
- Tonguc Demir Berkol (1)
- Tonguç Demir Berkol (2)
- Tonguç Demir Berkol (1)
- Tugce Uzunoglu (1)
- Yusuf Ezel Yıldırım (2)
- Yusuf Ezel Yıldırım (2)
- Zengibar Özarslan (1)
- Zengibar Özarslan (1)
- İlker Özyıldırım (1)
ARTICLES
Review Article
Axonal transport of alpha synuclein fibrils in parkinson's disease
Turkish Title : Parkinson hastalığında alfa sinüklein fibrillerinin aksonal transportu
Fatıma Ceren Tuncel,Belkıs Atasever Arslan
JNBS, 2019, 6(1), p:62-66
Neurodegenerative diseases are characterized by the progressive and irreversible loss of neurons in the central nervous system (CNS) over time. The most important symptom of Parkinson’s disease is dysfunctional disorders in the dopaminergic neurons and the associated symptoms of motor symptoms. It is well known that aggregates known as Lewy bodies are caused by misfolding and accumulation in the presynaptic range of a protein called alpha-synuclein from the synuclein protein family, which is not known yet to precisely influence the mechanism of this disease. The alpha-synuclein is synthesized in the presynaptic neuron and transported by the mechanism called the axonal transport to axon end. Alpha-synuclein can be transported along the axon both retrograde and anterograde with motor proteins as natural or false folded. In this case, the false folded alpha-synuclein may accumulate in the presynaptic area and cause damage to axonal transport. Here, we review the current information on the question of why the chaperone-mediated autophagy (CMA) and the ubiquitin-proteosome system, which are responsible for axonal transport injury of alpha-synuclein accumulation, and which are responsible for the degradation of normally misfolded proteins in the presynaptic area.
Nörodejeneratif hastalıklar, merkezi sinir sisteminde (MSS) bulunan nöronların zaman içerisinde ilerleyici ve geri dönüşsüz biçimde kaybolması ile karakterize edilmektedir. Parkinson hastalığının en önemli belirteci dopaminerjik nöronlarda meydana gelen fonksiyon bozuklukları ve buna bağlı motor semptomlarda aksaklık meydana gelmesidir. Bu hastalığın oluşumunda henüz kesin olarak nasıl bir mekanizma ile etki ettiği bilinmeyen, sinüklein protein ailesinden alfa sinüklein adı verilen bir proteinin yanlış katlanması ve presinaptik aralıkta birikmesi sonucunda lewy cisimcikleri olarak bilinen agregasyonların neden olduğu bilinmektedir. Alfa sinüklein, presinaptik nöronda sentezlenen ve akson ucuna aksonal transport adı verilen bir mekanizma ile taşınır. Alfa sinüklein, ister doğal halinde isterse de yanlış katlanmış olsun motor proteinlerle hem retrograd hemde anterograd yönde akson boyunca taşınabilir. Bu durumda yanlış katlanmış alfa sinüklein presinaptik alanda birikebilir ve aksonal transportta hasara neden olabilir. Burada, alfa sinüklein birikiminin aksonal transport hasarı ile ilişkisi, presinaptik alanda bulunan ve normalde yanlış katlanan proteinlerin bozulmasından sorumlu olan şaperon aracılı otofaji (CMA) ve ubikitin- proteozom sisteminin neden düzgün çalışamadığı ile ilgili mevcut bilgileri inceledik.
Case Report
Two cases of schizophrenia: the relationship between cavum septum pellucidum and clinical course
Turkish Title : İki şizofreni vakası: klinik gidiş ile cavum septum pellucidum ilişkisi
Yusuf Ezel Yıldırım,Engin Sert,Pınar Çetinay Aydın,Tonguc Demir Berkol,Sevilay Kunt
JNBS, 2019, 6(1), p:67-69
Septum pellucidum, which forms the medial wall of the lateral ventricles, consists of two laminates. Cavum septum pellucidum (CSP) is defined when there is a space between these laminae. In some MRI studies have shown a higher rate of large CSP in patients with schizophrenia than in normal subjects. Looking at the literature on psychiatric disorders, CSP has been shown to be most associated with schizophrenia. Large CSP supports the neurodevelopmental model, which is one of the etiological explanations of schizophrenia. In our study, two patients with a diagnosis of CSP are mentioned. One of our patients is a first episode of schizophrenia, and the other one chronic schizophrenia patient with a history of multi-drug resistance. The first episode of schizophrenia is consistent with the information available in the literature in terms of the severity of symptoms, weak-response to treatment, and insufficiency of neuropsychological tests. The apparent deficit of the chronic schizophrenia patient suggests that CSP has a neurodevelopmental model in the etiology of schizophrenia, as well as the duration of the disease and non-compliance with treatment. There is no study in the literature comparing the response to treatment with large CSP in schizophrenia. It is thought that investigation of response to treatment in future studies is important for demonstrating the effects of neurodevelopmental model on the treatment of psychiatric disorders.
Lateral ventriküllerin medial duvarını oluşturan septum pellucidum iki laminadan oluşmaktadır. Bu laminalar arasında boşluk oluştuğunda Cavum septum pellusidum (CSP) olarak tanımlanmaktadır. Bazı MR çalışmalarında, şizofreni tanılı hastalarda normal kişilerden daha yüksek oranda geniş CSP saptanmıştır. Psikiyatrik bozukluklarla ilgili literatüre bakıldığında CSP’un en çok şizofreni ile bağlantılı olduğu gösterilmiştir. Geniş CSP şizofreninin etiyolojik açıklamalarından biri olan nörogelişimsel modeli desteklemektedir. Çalışmamızda CSP tanısı olan iki olgudan bahsedilmektedir. Hastalarımızdan biri ilk episod şizofreni olup, diğeri geçmişte çok ilaca direnç öyküsü olan bir kronik şizofreni hastasıdır. İlk edisod şizofreni olgumuzun belirtilerin şiddeti, tedaviye yanıtsızlık ve nöropsikolojik testlerdeki yetersizlik açısından literatürde mevcut olan bilgilerle uyuşmaktadır. Kronik şizofreni olgumuzun yıkımının belirgin olması hastalık süresi ve tedavi uyumsuzluğunun yanında CSP’nin şizofreninin etiyolojisindeki nörogelişimsel modeli düşündürmektedir. Şizofrenide geniş CSP ile literatürde tedaviye yanıtın karşılaştırıldığı bir araştırmaya rastlanmamıştır. İlerideki araştırmalarda tedaviye yanıtın araştırılması nörogelişimsel modelin psikiyatrik bozuklukların tedavisindeki etkilerinin gösterilebilmesi için önemli olduğu düşünülmektedir.
Case Report
Varenicline seizure: case report and literature review
Turkish Title : Vareniklin nöbeti: vaka raporu ve literatür derlemesi
Eyad al Nemer,Bandr Mzahim,Sharafaldeen Bin Nafisah
JNBS, 2019, 6(1), p:70-72
Varenicline emerged as an efficient smoking cessation medication. However, little is known about its association with seizures. Here, we report a case of a young male who suffered a seizure on the day of the last dose of the suggested drug regimen. We argue that the Varenicline seizure was a result of withdrawal rather than a side effect. We therefore discuss several clinical, legal and legislative implications toward the drug prescription and dispensing.
Vareniklin, etkili bir sigara bırakma ilacı olarak ortaya çıkmıştır. Ancak, nöbetlerle ilişkisi hakkında çok az şey bilinmektedir. Bu çalışmada önerilen ilaç dozajının son doz gününde nöbet geçiren genç bir erkek olguyu sunuyoruz. Vareniklin nöbetinin yan etkiden ziyade ilacın geri çekilmesi sonucu olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle, ilaç reçetesi ve dağıtımına ilişkin çeşitli klinik, yasal uygulamaları tartışıyoruz
Case Report
The differential diagnosis and treatment of sydenham’s chorea: a case report
Turkish Title : Sydenham koreanın ayrıcı tanı ve tedavisi : olgu sunumu
Fatih Dağdelen
JNBS, 2019, 6(1), p:73-75
Sydenham’s chorea is a Immune-mediated disorder of the central nervous system characterized by sudden, involuntary, arrhythmic, choreic, and purposeless movements. It is a nonsuppurative sequel of group A streptococcal tonsillo pharyngitis, which is known to be a common cause of chorea. According to the 1992 modified Jones criteria, acute rheumatic fever is a major criterion and is sufficient evidence on which to base a diagnosis. In this case report, an 11-year-old girl was admitted to the child and adolescent psychiatry clinic with involuntary contractions and emotional changes and was diagnosed with Sydenham's chorea with neurological consultation and his symptoms regressed with haloperidol and valproate therapy. Theaim of thestudy is to show the similarities in terms of mood and tic disorders in the differential diagnosis and treatment of sydenham chorea case who applied to child psychiatry clinic, can be an auxiliary source in a similar case.
Sydenham koreası ani, istemsiz, aritmik, koreik ve amaçsız hareketlerle karakterize otoimmün kökenli santral sinir sistemi hastalığıdır. Korenin sık görülen nedenlerinden olup, grup A streptokokkal tonsillo farenjitin non-süpüratif sekelidir. Sydenham koreası 1992 modifiye Jones kriterlerine göre akut romatizmal ateşin major kriterlerindendir ve tanı için yeterlidir. Olgu sunumunda çocuk psikiyatrisi kliniğine istemsiz kasılmaları, emosyonel değişiklikleri nedeniyle başvuran 11 yaşındaki kız hasta çocuk nöroloji konsültasyonu ile birlikte Sydenham koreası tanısı almış, belirtileri haloperidol ve valproat tedavisiyle gerileme göstermiştir. Çalışmanın amacı çocuk psikiyatri polikliniğine başvuran sydenhamkorea’lı vakanın ayrıcı tanı ve tedavisinde duygudurum ve tik bozuklukları açısından benzerliklerin gösterilmesi, benzer bir vakada yardımcı kaynak olabilmesidir.
Mini - Review
Turkish Title : Egzersizin dendritik dikenlerin yoğunluğu üzerine etkileri: egzersize bağlı bellek geliştirme uygulamaları
Paul D. Loprinzi
JNBS, 2019, 6(1), p:76-79
The purpose of this brief review was to highlight the potential mediational role of dendritic spine morphology on the exercise-memory interaction. I first start out delineating the role of dendritic spine density on episodic memory function and then discuss mechanisms involved in spine density alteration. Following this, I discuss the effects that exercise has on dendritic spine density, including its underlying mechanisms. Ultimately, this discussion will provide us with greater insights on the mediating mechanisms through which exercise may influence episodic memory function.
Bu kısa derlemenin amacı, dendritik dikenlerin morfolojisinin egzersiz--bellek etkileşimi üzerine etkisini incelemektir. Bu bağlamda, öncelikle dendritik dikenlerin yoğunluğunun epizodik bellek üzerine etkisinin altı çizilecek, ardından dikenlerin yoğunluğundaki değişiklikler mekanizması ile ilgili tartışılacaktır. Bundan sonrasında, egzersizin altta yatan mekanizmaları ile birlikte dendritik dikenlerin yoğunluğu üzerindeki etkisi tartışılacaktır. Son olarak, tartışma egzersizin epizodik bellek kapasitesi üzerindeki aracı rolü hakkındaki bilgilerimizi arttırmamıza imkan sağlayacaktır.
Letter to Editor
The neurobehavioral effects of exercise on memory function during pregnancy
Turkish Title : Gebelik sırasında bellek işlevinde egzersizin nörodavranışsal etkileri
Loprinzi Paul D.
JNBS, 2019, 6(1), p:80-81
Memory function is essential for optimal daily functioning. Emerging work demonstrates that memory function may be compromised during pregnancy. Encouragingly, exercise engagement may subserve memory function among various populations; however, limited research has evaluated whether exercise can attenuate memory impairment during pregnancy. This letter addresses this issue. Albeit limited, there is some research suggesting that exercise may alleviate this pregnancy-induced memory impairment, with mechanisms discussed herein. Future work in this under-investigated area is needed.
Bellek işlevi, günlük işlerde verimli çalışmanız için gereklidir. Yapılan çalışmalar hamilelik sırasında bellek işlevinin tehlikeye girebileceğini göstermektedir. Buna rağmen egzersizler çeşitli popülasyonlar arasında bellek işlevlerini koruyabilir; ancak sınırlı sayıda araştırma, hamilelik sırasındaki egzersizin bellek kaybını azaltıp azaltamayacağını değerlendirmiştir. Makalemiz bu konuyu ele almaktadır. Sınırlı da olsa egzersizin gebeliğe bağlı bellek bozulmasını, bu makale kapsamında tartışılan mekanizmalarla hafifletebileceğini öne süren bazı araştırmalar bulunmaktadır. Araştırılan bu alanda daha çok sayıda çalışmalara ihtiyaç vardır.
| ISSN (Print) | 2149-1909 |
| ISSN (Online) | 2148-4325 |
2020 Ağustos ayından itibaren yalnızca İngilizce yayın kabul edilmektedir.

